
Show Notes
İnatçı Duyguları Düzenlemek webinarına buradan kayıt olabilirsiniz: https://tr.ee/thlDGw
Bu konuşma, yalnızlık korkusunun insanları nasıl etkilediğini ve bu korkunun ilişkilerde yarattığı sorunları ele alıyor. Merve Başibüyük, başkalarını memnun etme çabasının, bireyin kendisini kaybetmesine ve yalnız kalmasına yol açtığını vurguluyor. Ayrıca, çocukluk döneminde yaşanan utanç ve onaylanma arayışının, bireyin sosyal ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Gerçek bağ kurmanın önemine değinerek, bireyin kendisi olmasının, sağlıklı ilişkiler kurma yolunda nasıl bir anahtar olduğunu ifade ediyor.
00:00 Yalnızlık Korkusu ve İlişkiler 08:21 Utanç ve Kendini Kabullenme 17:21 Gerçek Bağ Kurmanın Önemi
More from Terapist Koltuğu
#reklam YAPIVER CHALLENGE için bilgi almak ve bekleme listesine kaydolmak için: https://www.mervebasibuyukakademi.com...İlişkilerde Kaygıyla Başa Çıkmak için:https://bit.ly/4pc3oXGSağlıklı Sınırlar Eğitimi için:https://bit.ly/43jRqBXManipülasyon ve Eleştiriyle Başa Çıkmak Eğitimi için:https://bit.ly/3YObMBZDiğer tüm kayıtlı kurslar ve dahası için:https://bit.ly/3XdOowBTakip etmeyi, beğenmeyi ve sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın!Önemli: Bu video bilgilendirme ve farkındalık amaçlıdır, hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Bahsettiklerim kimilerinin tecrübe ve yaşantılarına uyacağı gibi, kimilerininkine uymayabilir. Lütfen bu video üzerinden kendinize teşhis koymayın ve ihtiyaç duyuyorsanız bir profesyonelden destek almayı ihmal etmeyin🌱
Parayla İlişkinizi Sabote Eden 4 “Para Senaryosu” (Finansal Psikoloji ve Çocukluk İnançları)Ücretsiz birçok kaynak paylaştığım e-posta bültenime kaydolmak için buraya tıklayın. Klinik psikolog Merve Başıbüyük, insanların matematiksel olarak doğruyu bilseler bile neden para biriktiremediklerini, yatırım yapamadıklarını, aşırı harcadıklarını ya da para harcarken suçluluk hissettiklerini finansal psikoloji üzerinden ele alıyor. Finansal davranışların yalnızca bilgi ve rakamlarla değil, çoğu çocuklukta oluşan ve bilinçdışında çalışan para inançlarıyla şekillendiğini; bu inançların sosyal öğrenmeyle kuşaktan kuşağa geçebildiğini ve yoğun duygusal anılara/sinir sistemi tepkilerine kilitlenebildiğini anlatıyor.
Kaybetmemek için seçmiyorsun. Mantıklı geliyor, değil mi? Ama beklerken incirler çürüdü, hayat aktı, zaman geçti. Ve sen hâlâ aynı dalın üzerindesin. Seçmemek de bir seçim — ve muhtemelen en pahalısı. Kararsızlığın bedelini konuşuyoruz.
Çocukluğuma yaptığım bir yolculuğu anlatıyorum bu bölüm. Apartmanı yıkmışlar. Enkazını kaldırmışlar. Ayağımı bastığım yer bir zamanlar odamdı. Şimdi sadece kuru toprak ve beton. Ama ben hala orada bir şeyler arıyordum. Ne aradığımı bilmiyordum. Belki de bu yüzden gitmiştim.
"Daha iyisi olabilirdi" düşüncesi seni şu andan koparıyorsa, bu bölüm tam sana göre. Seçim paradoksu, ilişkilerde sürtüşmeden kaçınma ve anksiyetenin iki yüzü üzerine konuşuyoruz. Çünkü mükemmel koşulları beklemek, hayatı yaşamak değil — sadece ertelemek. Elinden gelenin en iyisini kabul etmek mümkün.